
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak yeni bir lojistik omurga oluşturulduğunu açıkladı. Değişen Küresel Ulaştırma Jeopolitiği ve Kalkınma Yolu Projesi Konferansı’nda konuşan Uraloğlu, projenin mevcut güzergahlara göre önemli bir zaman tasarrufu sağlayacağını belirtti.
Küresel ticaret koridorlarının yeniden şekillendiğini vurgulayan Uraloğlu, dünyanın artık en ucuz değil; en güvenli, kısa ve öngörülebilir rotaları aradığını ifade etti. Son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmelerin, ulaştırma sistemlerinin kırılganlığını ve küresel ticarette aksamalara yol açabileceğini gösterdiğini söyledi. Uraloğlu, Süveyş Kanalı’nda yaşanan tıkanıklık ve Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin, transit süreleri uzattığını ve maliyetleri artırdığını hatırlattı.
Güvenli, Kısa ve Öngörülebilir Güzergah Arayışı
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın da Çin-Avrupa demiryolu ticaretinin geleneksel kuzey güzergahını daralttığını belirten Uraloğlu, ülkelerin bu nedenle daha güvenli, kısa ve sürdürülebilir güzergahlar arayışına girdiğini dile getirdi. Bu durumun, devletlerin gücünün yalnızca sınırları ve ordularıyla değil, ticaret, enerji ve veri hatlarını yönetebilme kabiliyetleriyle ölçüldüğü bir ‘ağ jeopolitiğine’ geçişi hızlandırdığını söyledi.
Türkiye’nin Stratejik Konumu ve Kalkınma Yolu
Uraloğlu, Türkiye’nin coğrafi ve jeostratejik üstünlüğüne dikkat çekerek, Orta Koridor’un kalbinde yer alan, Türk Boğazları’nı yöneten ve Kalkınma Yolu’nu inşa eden bir ülke olarak masada ve sahada iddialı olduklarını belirtti. Kalkınma Yolu’nu, mevcut ticaret ağlarına tamamlayıcı bir güç olarak konumlandırdıklarını ve Türkiye’yi Doğu ile Batı’nın, Kuzey ile Güney’in buluşma noktası olarak küresel ticaretin kalbine yerleştirdiklerini ifade etti. Türkiye’nin jeopolitik konumunun yanı sıra altyapı yatırımları, kriz çözme kabiliyeti ve yapıcı diplomasisiyle jeostratejik bir güven adası haline geldiğini vurguladı.
Yatırımlar ve Gelecek Hedefleri
Bakan Uraloğlu, son 24 yılda ulaşım ve haberleşme altyapısına yaklaşık 355 milyar dolarlık yatırım yapıldığını kaydetti. Karayollarında bölünmüş yol ağının 6 bin 101 kilometreden 30 bin 264 kilometreye çıkarıldığını, otoyol uzunluğunun ise 1.714 kilometreden yaklaşık 3 bin 850 kilometreye ulaştığını belirtti. Hızlı tren ağının 2.604 kilometreye çıktığını ve 2028’e kadar hızlı trenin ulaştığı il sayısını 27’ye yükseltmeyi hedeflediklerini söyledi. Aktif havalimanı sayısının 58’e çıktığını ve Türk sahipli filonun dünya sıralamasında 11’inci sırada yer aldığını aktardı.
Kalkınma Yolu Projesi’nin Detayları ve Etkileri
Kalkınma Yolu projesinin, Basra Körfezi’ni Irak’taki Fav Limanı’ndan başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak stratejik bir alternatif sunduğunu anlatan Uraloğlu, bu güzergahın Ümit Burnu rotasına göre 20 gün, Güney Koridoru’na göre ise 10 gün daha kısa olacağını belirtti. Projenin, Irak’ın ekonomik yeniden inşasını desteklerken, Türkiye’nin merkezi konumunu güçlendirme potansiyeli taşıdığını söyledi. Uraloğlu, projenin 10 yıllık periyotta Türkiye ekonomisine yaklaşık 55 milyar dolarlık katkı sağlamasını ve her yıl yaklaşık 70 bin kişiye istihdam imkanı oluşturmasını öngördüklerini dile getirdi.
Ayrıca, Suudi Arabistan ile imzalanan Hicaz Demiryolu işbirliği mutabakat zaptıyla Körfez’den Türkiye’ye ve oradan Avrupa’ya uzanan yeni bağlantılar kurulduğunu belirtti. Bu hattın, Hürmüz Boğazı’na alternatif, güvenli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir kara koridoru sunacağını ifade etti. Kalkınma Yolu Projesi’nin, Orta Doğu’nun jeoekonomik yapısını bütünleştirme, Irak’ı bölgesel ticaretin kavşak noktalarından birine dönüştürme ve Türkiye’nin küresel bağlantısallık ağlarındaki konumunu güçlendirme potansiyeline sahip olduğunu sözlerine ekledi.